‘BÜYÜK DÜŞÜNÜN’ DEMİŞLERDİ!


Hatay’da birkaç gündür hareketli günler yaşıyor.
Atınözü’nde Zeytin Müzesi açıldı, Zeytin Festivali düzenlendi.
Aynı gün TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antakya’nın Narlıca mahallesine yaptırdıkları okulun açılışını yaptı. Sonra Reyhanlı, Erzin’de toplantılara katıldı.
Hisarcıklıoğlu, “81 İl’e okul projesi”nin tamamlanmasıyla, Reyhanlı ve Erzin’e okul sözü de verdi. Ama biz isteyemedik, gerek görmedik!
Kaldı ki Pazar gününün verdiği rehavetle İskenderun sakin bir gün geçirdi..
İskenderun’a ziyarete gelen kimse yoktu.
Zaten haftalardır sakin gidiyoruz..
İskenderun Teknik Üniversitesi’nin uluslararası körfez sempozyumu olmasa, varlığımızı haberdar edecek bir gelişme de yok gibi..
“İskenderun Körfezi – Lojistik Köy Merkezi kurulması ve mastır planlarının yapılması, İskenderun Körfezi liman stratejilerinin güncellenmesi, İskenderun Körfezi ve civarında farklı ve yeni cazibe istasyonları oluşturup bölge turizmine katkı sağlanması” şeklinde birçok konuya işaret eden İSTE ve çalışkan rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli’nin gayretleri sayesinde heyecanımızı diri tutuyoruz. Ötesi zayıf!
Nedense büyük düşündükçe, küçük gelişmelerle avunuyoruz!

MARKA YOKSUNUYUZ!
Türkiye’de 170 milyona yakın zeytin ağacı var. Bunun 17 milyonu Hatay’da..
Türkiye’deki zeytin ağaçlarının onda birinin Hatay’da bulunması elbette ki önemli ama yetersiz.. Kaldı ki, bu 17 milyon zeytin ağacının da yaklaşık 5 milyonu Altınözü’nde bulunduğuna göre, demek ki diğer ilçelerde ‘Yeşil Altın’a pek ilgi yok.
Tabii Arsuz’un hakkını yemeyelim..
Şu aralar Balık Pazarı’na doğru giderken, köprünün etrafı zeytin üreticileriyle dolu..
En çok rağbet gören zeytinlerin başında Arsuz’un ki geliyor..
İskenderun’da da var. Ama tüm ilçelerin toplamı, bir Altınözü etmiyor, ne yazık ki..
O yüzden Hatay Valisi Erdal Ata’nın, şu sözlerini önemsiyorum;
“İlimizde çok fazla miktarda zeytin ve zeytinyağı üretilmesine rağmen maalesef ulusal düzeyde tanınan bir markamız yok. Buradaki üreticilerimizin bir araya gelerek bir marka yaratmalarını özellikle rica ediyorum. Bu markanın da hem ilimizin hem de ülkemizin tanıtımında önemli katkıları olacağına inanıyorum.”
Gerçek budur işte..
Sayın Valimiz acı konuşuyor ama doğru söylüyor.
Sadece zeytin de değil.. Bölgemize has o kadar verimli, kaliteli ürünlere sahibiz ki, Türkiye genelinde tanıtmakta zorluk çekiyoruz.
Oysa Hatay Valiliği, Kalkınma Ajansı olarak, YİKOB olarak üzerine düşeni yapmaya hazır.
Sanki bir ürkeklik var.. Risk almaktan çekiniyor gibiyiz..
Öncelikle yıkmamız gereken işte bu nemelazımcılıktır bence..
Cesur davranıp, güçleri birleştiremediğimiz müddetçe, marka hevesimiz yerel ölçekte dış rekabetin altında eziliyor. O yüzden Yunanistan hep önümüzde..
Yazık oluyor!

BİR ÖZELEŞTİRİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’un kıymetini bilmedik. Bu şehre ihanet ettik, hâlâ ediyoruz, ben de bundan sorumluyum” diyerek, özeleştiri yaptı ya.. 
Peki İskenderun’a ihanet edenler, kıymetini bilmeyenler, sizler de sorumlu değil misiniz?