
İTSO Başkanı Levent Yılmaz’dan Seçim Değerlendirmesi;
‘BİZ HANGİ SONUÇ ORTAYA ÇIKARSA ÇIKSIN, İNSANLIĞIMIZDAN, NEZAKETİMİZDEN VE KARDEŞLİĞİMİZDEN TAVİZ VERMEYECEĞİZ’
İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Levent Hakkı Yılmaz, seçim sürecinde yaşanan bazı gelişmeler üzerine, bugüne kadar ifade etmekten özellikle imtina ettiği düşüncelerini yazılı açıklamayla paylaştı.
İTSO Başkanı Levent Yılmaz, “Öncelikle demokratik bir olgunluk içerisinde sandığa giden, iradesini ortaya koyan, seçilen veya seçilemeyen bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” diyerek, şu açıklamayı yaptı;
‘HİÇBİR SEÇİM ZAFERİ, İSKENDERUN’UN KARDEŞLİĞİNDEN DAHA KIYMETLİ DEĞİLDİR’
“Bizler bir seçim yarışına girdik. Fakat bir makam kazanmak uğruna yılların dostluğunu, kardeşliğini feda etmek riskini asla göze almadık.
Biz hiçbir zaman bu şehrin insanlarını inançları, kimlikleri, siyasi görüşleri ve düşünceleri üzerinden ayrıştırmayı kendimize yakıştırmadık.
Çünkü bizim için hiçbir seçim zaferi,
İskenderun’un Türkiye’nin kardeşliğinden daha kıymetli değildir.
Üç dönemdir büyük bir onur ve sorumlulukla başkanlığını yürüttüğüm İskenderun Ticaret ve Sanayi Odasının itibarını, kendi şahsi itibarımın dahi üzerinde tuttum.
Seçim süreci boyunca şahsımla, ticari faaliyetlerimle, yönetim anlayışımızla ve odamızın geçmişte gerçekleştirdiği çalışmalarla ilgili pek çok eleştiri ve ithamla karşılaştık. Birtakım basın mensubu arkadaşlarımız kullanılarak yürütülen propagandayı üzüntüyle takip ettik. Biz muhataplarımızı çok detaylı tanımamıza rağmen;
Rakiplerimizin ticari anlayışından hiçbir zaman bahsetmedik. Hiçbir zaman şahsiyetlerini hedef almadık. Geçmiş faaliyetlerini sorgulamadık.
Hiç kimseyi itibarsızlaştırmak yolunun yolcusu olmadık.
Çünkü biz, bir seçimi kazanmak uğruna şehrimizin hassasiyetlerini kurcalamayı, duruşumuzu bozmayı, kendimize yakıştıramadık.
Kimileri sessizliğimizi zayıflık, nezaketimizi tedirginlik, sabrımızı ise söyleyecek sözümüzün bulunmaması olarak değerlendirmiş olabilir…
‘BİZİ SUSTURAN TEDİRGİNLİK DEĞİL, DEVLET ANLAYIŞINA DUYDUĞUMUZ SAYGIDIR’
Oysa bizim sessizliğimizin sebebi son derece açıktır. Bizi susturan tedirginlik değil;
geçmiş spor ahlakından öğrendiğimiz centilmenlik, eğitimci tecrübemizden aldığımız ciddiyet ve terbiye, temsil ettiğimiz kurumun sorumluluğu, protokol nezaketimiz ve
Her şeyden önemlisi devlet anlayışına duyduğumuz saygıdır.
Çünkü her söze cevap vermek mümkün olsa da her cevabı vermek doğru değildir.
Ancak bugün, hem vicdani hem de kurumsal sorumluluğum gereği bazı hususları ifade etmeyi bir hak ve görev olarak görüyorum.
Elbette herkes aday olabilir. Değişim isteyebilir. Gençlerden, yeni projelerden, farklı yönetim anlayışlarından ve daha büyük hedeflerden söz edebilir. Bunların tamamı demokratik hayatımızın zenginliğidir.
Yıllardır görev yapan bir yönetimin vizyonunu eleştirmek de mümkündür. Bizim eksiklerimiz olabilir. Üç dönem boyunca sırasıyla kurum içi su istimaller ile pandemi ile, büyük deprem felaketiyle ve nice zorluklarla mücadele ettik. Çok emek verdik; belki yaptıklarımızı yeterince anlatamadık, nice hayallerimiz gönlümüzde kaldı.
Daha iyisini yapabileceğini düşünen herkes düşüncelerini açıkça ifade edebilir.
‘DEĞİŞİM İSTEMEK BAŞKA, İNSANLARI AYRIŞTIRMAK BAMBAŞKA BİR AÇGÖZLÜLÜKTÜR’
Ancak yeni bir vizyon ortaya koymanın yolu, geçmişin emeğini küçümsemekten geçmez. Değişim istemek başka, insanları ayrıştırmak
“her yol mubahtır” desturu ile propaganda yapmak bambaşka bir açgözlülük, en önemlisi büyük bir tehlikedir.
Unutmayalım ki içinde yaşadığımız bu hassas coğrafyada, insanların inançlarını, mezheplerini, siyasi görüşlerini veya kültürel aidiyetlerini bir seçim hesabının parçası hâline getirmek, üzerinde çok ciddi düşünülmesi gereken bir hatadır.
İskenderun, farklılıkların asırlardır yan yana yaşadığı, aynı çarşıda ticaret yaptığı, aynı sofrada ekmeğini paylaştığı, acıda ve sevinçte birbirine omuz verdiği bir şehirdir.
Bizim zenginliğimiz budur.
Hatay’ı Hatay yapan da budur. Hiç bir makam, hiçbir seçim, hiçbir şahsi hedef; bu şehrin salahiyetinden daha kıymetli değildir.
Hepimiz bilmeliyiz ki bir oda seçimi için bölgesel, mezhepsel, kültürel veya siyasi ayrışmaları körükleyebilecek her söylem, niyeti ne olursa olsun, telafisi çok güç yaralar açabilir.
Bir seçimde birkaç oy kazanmak mümkündür. Fakat hiçbir teklif edilen görev veya makam bu cüreti haklı çıkaramaz.
Bu şehir geçmişte çok büyük acılar yaşadı. Depremin ardından birbirimizin yarasına merhem olmaya çalıştık. Aynı acının içinde birbirimize tutunduk.
‘AYRIŞTIRICI DİLDEN UZAK DURMALIYIZ’
Şimdi soruyorum:
Aynı acıyı paylaşan insanları, bir oda seçimi uğruna birbirinden uzaklaştırmaya değer mi?
Bizimle birlikte hareket eden, farklı düşüncelerden, farklı kültürlerden ve farklı toplumsal çevrelerden gelen çok kıymetli arkadaşlarımız var.
Hepsinin ortak paydası İskenderun’a hizmet etme arzusudur.
Gösterilen davranış ve yaşadıklarımız önce o insanların iradesine haksızlıktır.
Üstelik ayrıştırıcı bir dil, yalnızca karşısındaki insanları değil, her safta bulunan iyi niyetli insanları da zor durumda bırakır.
Seçimlerin ilk aşaması tamamlandı.
Elbette seçim başarısı kutlanabilir. Sevinmek herkesin hakkıdır. Ancak bir meslek grubundan seçilmek ile oda başkanlığına seçilmek arasındaki farkı da kurumsal ciddiyet içerisinde değerlendirmek gerekir.
Seçimlerde sevinç de olmalıdır, heyecan da. Fakat bu heyecanın içerisinde saygı, ölçü ve kardeşlik hiçbir zaman kaybolmamalıdır.
Benim için asıl başarı, sandıktan çıktıktan sonra rakibinin yüzüne aynı samimiyetle bakabilmektir.
İSKENDERUN’UN GELECEĞİ İÇİN HEP BERABER AYNI MASADA OTURMALIYIZ’
Benim için asıl zafer, dün farklı düşündüğün insanla yarın İskenderun’un geleceği için aynı masada oturabilmektir.
Ve benim için gerçek liderlik, kendisini destekleyenleri bir arada tutmaktan önce,
İnsanların gönülden değer verebileceği
Niyeti halis, adaletli, merhametli
Doğru insan olabilmektir. Şunu bütün samimiyetimle ifade etmek istiyorum:
Hayatım boyunca iyi bir insan olabilmek için yaşadım ve her zaman iyi olduğuna inandığım insanlarla yola çıktım. İyi insanlarla yol yürüdüm.
Biz hangi sonuç ortaya çıkarsa çıksın, insanlığımızdan, nezaketimizden ve kardeşliğimizden taviz vermeyeceğiz.
Kimseyi ötekileştirmedik. Kimsenin inancını, kimliğini, siyasi görüşünü sorgulamadık. Bundan sonra da sorgulamayacağız.
Çünkü bu oda yalnızca bir grubun, bir kesimin veya bir anlayışın odası değildir.
Bu oda sanayicinin, tüccarın, esnafın, üretenin, istihdam sağlayanın, bu şehre emek veren herkesin ortak çatısıdır.
İHTİYACIMIZ OLAN KUTUPLAŞMA DEĞİL, DAHA FAZLA DAYANIŞMADIR’
Bugün bu açıklamayı yapmamın sebebi, geçmişte yaşananların hesabını sormak veya yeni bir tartışmanın kapısını aralamak değildir.
Bilakis, yarın daha büyük kırgınlıklar yaşamamak için bugün ortak değerlerimizi hatırlatmaktır.
İnanıyorum ki hepimizin aklını, vicdanını ve sağduyusunu yeniden ortak bir noktada buluşturması mümkündür.
İskenderun’un ihtiyacı daha fazla kutuplaşma değil, daha fazla dayanışmadır.
Hatay’ın ihtiyacı birbirini küçümseyen insanlar değil, birbirinin değerini bilen insanlardır.
Seçimler dört yılda bir yapılır. Ama biz bu şehirde bir ömür boyunca birbirimizin yüzüne bakacağız.
Unutmayalım ki makamlar insanlara üstünlük kazandırmaz; o makamlara değer kazandıran, insanların duruşu ve ahlakıdır.
Sözlerimi tam da bu anlayışla tamamlamak istiyorum.
Seçilen bütün meclis üyelerimizi gönülden tebrik ediyorum. Seçilemeyen arkadaşlarımızın da emeklerini ve iyi niyetlerini son derece kıymetli buluyorum.
Önümüzdeki başkanlık seçiminin de nezaket, karşılıklı saygı ve demokratik olgunluk içerisinde tamamlanmasını temenni ediyorum.
Rabbim, inşallah bu görevi şahsi menfaatler, gösteriş için değil nefsine hakim olabilen İskenderun’umuzun, Hatay’ımızın ve ülkemizin hayrına kullanma sorumluluğunu taşıyabilecek olana nasip etsin.
Bizim en büyük kazanımımız bir makam değil, birbirimize duyduğumuz güvendir.
Benim için asıl mesele başkan olmak değil, başkanlık makamına layık olabilmektir.
Kalbimden geçenleri, hiçbir kişisel husumet taşımadan, yalnızca bu şehre duyduğum sevgi ve sorumlulukla sizlerle paylaşmak istedim.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.”



