TAHAMMÜL!

Depremden sonra mı oldu, yoksa yıllar önce bir ‘yalnızlık’ hissi mi yerleşti yüreğimize, bilmiyorum.
Tahammül seviyemiz diplerde..
Vicdanlar da törpülendi..
Merhamet seviyemiz düştü..
Gürültü oluyor, tahammülümüz yok..
Trafikte başka bir şeye dönüşüyoruz.
Korna rahatsız ediyor, adam aracınızın önüne geçiyor, lafı çakıyoruz.
Eskiden dinlemeyi severdik.
Şimdi gereksiz buluyoruz. ‘Sadete gel’ diyerek, atarlanıyoruz..
Havaya bakıyoruz, sağa sola yüzümüzü dönüyoruz.
Müzik dinliyoruz, çevreden azar işitiyorsunuz.
Şöyle sesiyle ortalığı yaracak müzik seti de kalmadı, gençlerin hepsi kulaklık takıyor.
Dışarıda top oynayan çocuk kalmadı mesela..
Kızıyoruz.. Maçın sonunda gazoz ısmarlamak devri çoktan kapandı..
Şöyle kaldırımın üzerine iki sandalye koymanın da tadı kalmadı, saniye başı araç geçiyor..
Konuşamıyoruz, dertleşemiyoruz..
Her yer araç parkına dönüştü..
Caddeler, birbirleriyle konuşup sohbet eden, birbirleriyle şakalaşan insanlardan uzaklaştı.
Herkes yarış halinde..
Çocuklar robot gibi.. Aile ortamından kaçıyor..
Akrabalık sıradanlaştı, kimse kimseyi tanımaz oldu.
Apartmanlara gömüldük.
Ne mektup kaldı, ne de kartpostal!
Telefonlarda dönen muhabbet de yok.
Ya banka arıyordur ya da GSM operatörleri..
Elinizdeki faturalar yetmiyormuş gibi, yeni tarifeler biten sözleşmeler yükleniyor.
Telefondaki konuşmalar bitmek bilmeyen ‘Talepler’le dolu..
İş yükü öyle ağır ki, evden işe, işten eve dönüştü!
Herkeste bir şüphe, bir mesafecilik..
Enerjimiz söndü, yandı bitti kül oldu!
Asıl mesele bu işte;
Selamlaşmayı unuttuk, güleryüz, samimiyet tükeniyor.
Sahtekarlık, arkadan iş çevirmeler arttı.
Para, bütün değerlerin önüne geçti.
Böyle mi devam edecek?
‘Ahlak’i değerlerimizi yeniden gözden mi geçirsek?
Özümüze mi dönsek diyorum..
Bu hayat, agresiflik, öfke, tahammülsüzlük, art niyet, birbirimize kopuk bir halle yaşanmaz..
Kötülük kaybetmek zorunda! Onu defetmeliyiz..
İyilerin-iyiliğin çoğalması gerek!

Yılmaz AKPINAR