HERBALİST RECEP EKİNCİ; ‘HASTAYI DOKTORUN BİLGİSİ VE İLGİSİ, BİTKİLERİN İSE ETKEN MADDESİ İYİLEŞTİRİR’

Herbalist Recep Ekinci, Bilinçaltı Drama Merkezi eğitim salonunda ”Bitkilerin Etken Maddeleri ve Fitokimyasal Aktiviteleri’ni anlatan seminerde güncel bilgiler verdi. Seminere başta işletme sahibi, Bilinçaltı uzmanı Gizem (Aydoğan) Bolat ve konuya ilgi duyan dinleyiciler katıldı.
“Hastayı doktorun bilgisi ve ilgisi, bitkilerin ise etken maddesi iyileştirir. En iyi ilaç olmaz, en uygun ilaç olur” diyerek sözlerine başlayan Ekinci konuşmasının devamında, şu konulara değindi;
ORGANLARA; İlaçlar kan yolu ile iletilir. Enerji ise sinirler vasıtası ile iletilir. Enerji yolu ile tedavi için en önemli yöntem öncelikle kraniyal sinir (12. Sinir) ağının geçiş güzergâhları ve etkilediği organları çok iyi analiz etmek (öğrenmek) gerekir.
Bedendeki organların rahatsızlıklarını beyin sapı ve beynin en üst kısmında bulunan merkezi sinir sistemi sereburum bölgesine bildiren (ileten) en önemli sinir ağları;
TRİGEMİNAL 5. SİNİR
VAGUS NERVE 10.SİNİR

TIBBİ ÇAY HAZIRLAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KURALLAR
Demlik olarak kullanılacak demlik porselen, cam veya bakır olmalı, şehir içme suları (klorlu su) yerine, şişelenmiş içme suları tercih edilmeli.
Demlemede kullanılacak bitki drogları parçalanmış küçük parçalar olmalıdır. Bunun nedeni parçalanmış bitki organlarındaki etken maddelerin bitkiden suya daha çabuk ve fazla geçmesidir.
Normal şartlar altında çözülen bitkiler kaynaması tamamlanmış suya atılarak 7 dakika demlendikten sonra süzülerek içilmeli.
Demlenmiş çaya asla şeker atmamalı, şekersiz içemiyorsanız; tarçın, stevya (şeker otu) yaprağı ve bal gibi doğal şeker ile tatlandırılmalı. Demlenmiş çay posasından tekrar çay yapmamalı.
Demlenmiş çaya asla limon sıkmamalı, çünkü limondaki strik asit uçucu yağların yapısını bozar etkisini azaltır. Demlenmiş çaya soğuk su katmamalı, çay ılıyınca süzülmeli ve bardağa koymalı ve yavaş yavaş ağızda dolaştırılarak içmeli.

MİTOKONDRİNİ KORU SAĞLIKLI YAŞA, TELOMERİNİ KORU UZUN ÖMÜRLÜ OL
SEKS ZEVKTEN DAHA ÖNEMLİ PSİKOLOJİK BİYOLOJİK OLUŞUMLARIN (OKSİTOSİN) TEMEL KAYNAĞIDIR

MİTOKONDRİ; Hücrenin yapı taşlarından biridir. Hücreye gerekli enerji ve besinleri sağlayan mitokondri, son yıllarda çocuk sahibi olmak isteyen çiftler tarafından da önemsenmeye başlandı. Tıbbın gittikçe gelişmesi ve tedavi yöntemlerinin her geçen gün iyileştirilmesiyle birlikte çocuk sahibi olmak isteyen çiftler artık mitokondri nakliyle hayallerine kavuşabiliyor.
OKSİTOSİN; Toplumda “Aşk hormonu” ya da “Bağlılık hormonu” olarak da bilinen oksitosin; doğumdan emzirmeye, cinsellikten sosyal bağlanmaya kadar birçok fizyolojik ve psikolojik olayda önemli görevler üstleniyor. Oksitosin eksikliği özellikle kadınlarda zor doğum ve emzirme ile ilgili sorunların yanı sıra duygudurum bozuklukları gibi bazı psikiyatrik hastalıklara neden olabiliyor.
Oksitosin Ne İşe Yarar? Oksitosin hormonunun hem fizyolojik hem de psikolojik etkileri bulunmaktadır. Bu hormonun üreme sistemi üzerinde, doğum ve doğum sonrası dönemde fizyolojik etkileri; annelik içgüdüsü, bağlanma ve cinsellik konuları üzerinde ise psikolojik etkileri görülmektedir. Stres ile tetiklenen kortizol salınımını baskılayarak anksiyeteyi (kaygı bozukluğunu) azaltması ve güven duygusunu artırması söz konusudur. Bununla birlikte anti inflamatuar etkileri sebebiyle de yara iyileşmesinde rol aldığı ve ağrı kesici etki gösterdiği düşünülmektedir.
Oksitosin En Çok Ne Zaman Salgılanır? Oksitosin hormonu en çok cinsel ilişki sırasında, orgazm sırasında, doğum eylemi başladığında ve emzirme döneminde salgılanır.

Oksitosin hormonu nasıl artırılır?
Beyinde oksitosin salınımının ten teması, dokunma, güzel kokular ve müzik ile uyarıldığı bulunmuştur. Meditasyon, sanat terapisi, aroma terapi gibi alternatif terapilerin oksitosin salınımını artırarak etki gösteriyor olabileceği düşünülmüştür.
TRİPTOFAN; Mutluluk ve büyüme hormonu, vücudumuza besinler yoluyla alınır.
Triptofandan (izomerleri) oksitosin, serotonin ve melatonin sentezlenir. Triptofan yeşil sebzelerde, kümes hayvanlarında, balıklarda, ceviz fındık gibi kuruyemişlerde bol miktarda (en yoğun hindi etinde) bulunur.
MELETONİN epifiz bezinde, triptofandan sentezlenir. Melotonin, serotonin ve growth hormonlarından, dimetiltriptamin sentezlenir.

BİTKİLERİN ETKEN MADDELERİ VE FİTOKİMYASAL AKTİVİTELERİ
Alıç: Bileşenindeki OLİGOMERİK PROSİYANİDİN sayesinde, koroner damarlara elastikiyet kazandırır. Kalp kaslarını güçlendirir.
Atkestanesi: Bileşenindeki “P VİTAMİNİ” sayesinde kılcal damarları güçlendirir. Bu sayede varis ve hemoroit rahatsızlığını geçirir.
Atkuyruğu (Kırk Kilit Otu): Bileşenindeki silisik asit (%70) asit sayesinde boyun fıtığı, bel fıtığı, akciğer rahatsızlıkları, deri ve tırnak rahatsızlığını tedavi eder.
Bakla: Bileşenindeki dopamin, lesitin ve kolin sayesinde parkinson, sara, alzaymır hastalıklarını tedavi eder. Hafızayı güçlendirir. Potasyum sayesinde kalp kaslarının aktivitesini düzenler.
Brokoli: Bileşenindeki sülfarafan meme kanserini ve tiroit rahatsızlığını önleyici özelliktedir.
İndol-3 karbinol ise solunum yolu ve akciğer hastalıklarına karşı koruyucu glukorafanin maddesi prostat, mide hastalıklarına karşı koruyucu özellik gösterir.
Ceviz: Bileşenindeki arginin amino asit, nitrik asidin enzimlenmesini hızlandırarak damar arterlerinin esnekliğini sağlar. Fitosteroil kandaki kötü kolesterolün düşmesini, iyi kolesterolünde yükselmesini sağlar. Gümüş iyonu yiyeceklerde sadece ceviz içinde bulunur, gümüş iyonunu beyin iletim aracı olarak kullanır. Tümüs kapsülü de bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullanır.
Civanperçemi: Bileşenindeki tanen, betonicin (acı madde) ve chamazulen (uçucu yağ) maddeleri mesane iltihaplanmasını önlediği, kemik iliğini uyararak, kan yapımını desteklediği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Cüce Palmiye: Bileşenindeki steroid, tanen, fitosterollen sayesinde erkeklerde prostat büyümesine neden olan dihidro testosteron (testosteron bozulumunu) salgılamasını engellediği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Prostat iltihabı, büyümesi hatta prostat kanserini tedavi edici özellik gösterir.
Çarkıfelek Çiçeği: Bileşenindeki harmin, harmallin pasiflora ve steroller sayesinde, iyi bir sakinleştirici, yüksek tansiyonu düşürücü, Parkinson ve epilepsi hastalığını önlediği Opsesif takıntıları baskıladığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Deve Dikeni: Bileşenindeki silimarin sayesinde karaciğerdeki toksit maddeleri temizler, hepatit hastalığını önler. Sedef hastalığını tedavi edici özelliktedir. Kemoterapi sonrası karaciğerde oluşan tahribatı düzenler. Erkeklerde testosteron hormonunu tetikleyerek sperm sayısını ve kalitesini yükseltir.
Hayıt Tohumu: Bileşenindeki cineol, alkoloit (viticin), flovan (casticin) maddeleri hipofiz bezini uyararak doğurganlığı artırıcı ve menopoza girmeyi geciktirici özellikler gösterir. Erkeklerde anti afrodizyak etki oluşturabilir.
Ispanak: Ispanak (da oksalat asid) çiğ yendiğinde, böbrek ve safradaki kum ve taşların erimesini sağlar. Ispanak fazla pişirildiğinde ise tam aksi etki ile böbrek ve safra kesesinde kum ve taş oluşumunu hızlandırır.
Ispanak bileşenindeki FOLAT ve çinko şah damarın tıkanmasını, kireçlenmesini önler. Damar içi mukozanın elastikiyetini korur.
Kabak Çekirdeği: Kabak çekirdeğinde yoğun olarak cucurbi tacin bulunur. Erkeklerde testestoron hormon salgılanmasını ve kalitesinin artmasını sağlar. Dihidrot testestoron (bozuk testestoron) salgılanmasını engelleyerek prostat ve testis sağlığını korur. Bozulan sağlığı da düzeltir. Kabak çekirdeğinde yoğun olarak çinko ve aminoasit bulunur. Prostat büyümesini engeller, bağırsak kanserini önler. Bağırsak parazitlerini öldürür ve temizler.
Karabaş Otu (Mavi Çay): Bileşenindeki perilliyil alkol ve geraniol maddeleri akciğer, kan kanserinin ilerlemesini durdurucu ve tedavi ettiği bilinmektedir. Rosmarinikasit kanı sulandırarak, tansiyonu düzelttiği, damar mukaozasının elastikiyetini koruduğunu; karaciğer sağlığını koruduğu, cineol iyi bir sakinleştirici, anttirhinitis, ses telleri enfeksiyonlarını tedavi ettiği, hypotensiyeb tansiyonu dengelediği, sinirsel baş ağrılarını (migren) geçirdiği ve sigara alışkanlığından kısa zamanda, kalıcı olarak kurtulmaya yardımcı olduğu bilinmektedir.
Karahindiba: Bileşeninde lesitin ve asetilkolin bulunmakta ve alzheimer, Parkinson ve çizgili kas hastalıklarını tedavi edici bir özelliktedir.
Bileşenindeki bor kadınlarda ostoröjen, seviyesini yükseltir, doğurganlığı arttırır.
Kalsiyum kemik sağlığını korur. Silikon ise kemikleri güçlendirir. Bileşenindeki insulin, şeker hastalığını tedavi eder.
Karakafes Otu: Bileşenindeki allantoin hücre yenileyici, yara iyileştirici, cildi yenileyici özellik gösterir. Pyrrolizidin akciğere zarar verme riskinden dolayı dâhili (içsel) kullanmak sakıncalı olabilir.
Tannic asit iç kanamaları durdurur, tanen maddesi yüzeysel deri büzülmesini (yaşlanmayı) önler, yumurtalık ve rahim iltihaplanmasını (beyaz akıntıyı) önler.
Allantoin maddesi, bel, boyun ve diz kapağı rahatsızlıklarını kısa zamanda tedavi eder.
Kediotu Kökü: Bileşenindeki valeranon, valerian asid, gamma ve aminoburig aistler sinerjik olarak çalışarak ağır depresyon hastalığını, yüksek tansiyon ve kronik baş ağrılarını (migren) tedavi eder. Valeranon ve kessylester iyi bir uyku vericidir.
Yakıotu: Bileşenindeki Beta-sitosterin ve tanen prostat büyümesini, iltihaplanmasını, mesane rahatsızlığını tedavi eder.
Lahana: Bileşenindeki BOR kandaki östrojen seviyesini arttırır. Kemik yapısını ve sağlığını korur. Kalsiyum kemik erimesini önler. Glutamin ve s-metil maddeleri mide ülserini tedavi eder.
Mürver Çiçeği: Bileşenindeki Sambunigrin asit solunum yolları virüslerini tedavi eder. Bağışıklık sistemini güçlendirir. İsrail ve ABD mürver çiçeğinden SAMBUCOL adlı ilaçla domuz gribi tedavisi yapılmaktadır.
Sarı Kantoron: Bileşenindeki Hypericin maddesi, anksiyete, depresyon ve en önemlisi değersizlik sendromuna bağlı uykusuzluk, mide ülserini tedavi eder. Sudobypericin ve hypericin maddeleri sinerjik çalışarak virüslerin yok olmasını sağlar.
Sarımsak: Bileşenindeki allin, allicinajoen (eterli uçucu yağlar) bağışıklık sistemini güçlendirirler, kandaki tronbositler üzerinde etki ederek kanı sulandırırlar. Bu nedenle aşırı sarımsak yemek, beyin kanamasına (iskemik ve anavrizmaya) neden olabilir. Aşırı yememek kaydıyla; mide, bağırsak, bademcik ve solunum yolu rahatsızlıklarına iyi gelir. Kan şekerini düşürür.
Sinirli Ot: Bileşenindeki allantoin sayesinde, hemoroiti tedavi eder. Yaraların hızlı iyileşmesini sağlar. Hücre yenileme özelliği gösterir. Aucubin ve catapol anti inflamatuar etki sayesinde cilt sağlığını korur, egzama ve sedef hastalığını tedavi eder. Cilde canlılık vererek sarkmasını, kırışıklığı önler.
Akciğer ve zatüre hastalığını allantoin ve aucubin glikozit maddelerinin sinerjik çalışması sayesinde tedavi edebilmektedir.
Şerbetçi Otu: Bileşenindeki fitoöstrojen kadınların doğurganlığını arttırır. Menopoz dönemlerinin rahat geçmesini sağlar. İyi bir uyku vericidir. Metil butenol ile fitoöstrojen sinerjik çalışarak sakinleştirici, uyku verici ve değersizlik sendromunu tedavi eder. Obsesif takıntı hastalığını hafifletir. Şerbetçi otu yastığı iyileştirmeyi hızlandırır.
Tarçın: Bileşenindeki catechin iyi bir ağrı giderici, ağız içi yaralarını tedavi edici, mide bulantısını giderici, iştah açıcı özellik gösterir. Bir miktar da seratonin salgılatır.
Murt (Yaban Mersini): Bileşenindeki arbutin idrar yolları iltihabını önler. Antosiyanit ise kılcal damarları güçlendirir. Kanın en uç organlara kadar oksijen ulaştırmasını sağlar. Catechin maddesi ise mide rahatsızlıklarını giderir. Resveratrol pankreas iltihaplanmasını önler.
Yerfıstığı: Yerfıstığının ince kabuğunda oligomerik prosiyanidin iyi bir kalp koruyucudur. Antioksidan etki gösterir. İyot, tiroid de iyot eksikliğini giderir. Genistein kan şekerini dengeler.
Allanin, glisin ve glutomi amino asitler sinerjik faaliyet göstererek bedeni birçok hastalıklardan korurlar.
Fıstığın ince kabuğunda bulunan (özellikle çiğ halinde) resveratör pankreas iltihabı ve kanseri tedavi eder.
Zencefil: Bileşenindeki proteolitik arcurumena ve gingerol omurilik iltihabını tedavi eder. Gingerol ve shogaol iyi bir ağrı kesicidir. Ateş düşürücü ve öksürük gidericidir.
Shogaol, gingerol, arcurumena ve beta bisalena sinerjik faaliyet göstererek; mide, ağız ve bağırsak ülserini tedavi eder.

TENTÜR YAPIMI
Sarı Kantaron Tentürü Elde Edilişi

Sarı kantaron çiçek açmaya başladığında çiçek ve yaprakları toplanır. Gölge ortamda sarı kantaron droğu çiçekler aşağıya gelecek şekilde asılı olarak kurutulur. Kuruyan drog, öğütülerek bir cam kavanoza konur. Kavanoz, çiçeği kaplayacak şekilde doğal zeytinyağı ile doldurulur, kavanozun kapağı kapatılır, güneş gören yere konur ve her gün iyice çalkalanır. 21 gün sonunda sıvı posadan süzülür, posa iyice sıkılarak atılır. Elde edilen sıvı tentür renkli şişelere konur ve buzdolabında muhafaza edilir.
Dahili içmek için kullanılacağı zaman bir bardağa 7 çay kaşığı tentür konur, her gün sabah ve akşam içilir.
Mide rahatsızlıklarına, Migren ağrısına, depresyon ve ankisiyete rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
Sarı kantaron tentürü anti depresyon ilaçları ile birlikte kullanılmamalıdır. Etkileşim yaparak aşırı depresyonu tetikler.
Sarı kantaron tentürü, yüzeysel yara ve deri rahatsızlıkları için harici (dışarıdan) sürülerek tedavi amaçlı kullanılır.
HABER MERKEZİ