OLGUNLUĞU DAVRANIŞ VE SÖZLERDE ARAMAK

Published on:  /   Son güncellenme  /   Yorum yapılmamış

Davranışlara göre insan kategorileri:
Fiziksel, zihinsel ve duygusal yönden pek çok farklılıklar gösteren insanlar, bunun sonucunda olayları ve olguları da farklı şekilde yorumlarlar. Bu farklılıklar kişiliğin temelini oluşturur. Kişilik insanların çevre ilişkilerini etkiler ve duygu, düşünce ve davranışlarına yön verir. İnsanoğlu ana rahminden çıktığı andan (bebeklikten) itibaren çeşitli davranış biçimlerine bürünür. Kimi birey aşırı rekabetçi, kimi sabırsız, kimi aşırı iş kolik, kimi zaman önemser, kimisi herkesle çatışma halinde, kimi uzlaşıcı, kimi öfkeli, kimi kinci. Her insanın yaşa, ortama, aile yapısına (epigenetik) göre kendince uygun davranışlar sergilerler.
İnsanların düşünce şekilleri davranışları, duyguları, dış görünüşleri, yetenekleri, olayları algılama biçimleri ve bu olaylara, olgulara karşı tepkileri hep farklıdır. Bu farklılıklara çoğunlukla kişilik özellikleri neden olur. Aynı olay karşısında üç farklı kişinin üç farklı tepki göstermesinin temelinde de kişilik farklılığı yatmaktadır. Aynı çevrede yetişen, aynı eğitimi alsa ve aynı kültürel ortamdan gelse de insanlar arasında bir takım yaklaşım farklılıklarının olduğu görülür. Kişilik insanların çevreyle ilişkilerini etkileyen, iç dünyasına ve davranışlarına yön veren önemli bir etkendir.
Kişilik yapısı ve bunu etkileyen unsurların ortaya konmasında, bireyin sahip olduğu kişilik biçimine göre yaşantısı boyunca seçenekleri belirlemede ve kararlarını vermede ona yardımcı olacaktır. Bu şekilde birey kendisini daha iyi tanıyacak, çevreyle ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtacak, tutum ve davranışlarına yön verme noktasında önemli bir avantaja sahip olacaktır.
Kişilik teriminin Latince’deki kişi “persona” sözcüğünden gelir. Persona sözcüğünün asıl anlamı, tiyatrocuların kullandığı “MASKE” kelimesidir.
Kişiliği, belirli bir bireyin zihinsel ve bedensel özelliklerinde görülen farklılıklar ve bu farklılıkların kişinin davranış ve düşüncelerine yansıyış biçimi olarak tanımlamamız mümkündür. Kişilik bir kişinin veya kişilerin girdikleri davranışlarının yapısal ve dinamik özelliklerini gösterir. Bir insanın bütün ilgilerinin, tutumlarının, yeteneklerinin, konuşma tarzının, dış görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini içeren bir terimdir. Diğer bir husus da kişiliğin kendine özgü ve ahenkli bir bütün olmasıdır. Öyle ki, bir insana ilişkin her nitelik, o insanı anlamada bize bir ipucu verir. Kişinin belliği, dış görünüşü, sesi ve konuşma tarzı, tepkisi, ilgiler vb. gibi pek çok özelliği bu bireyin kişiliği hakkında bize bir takım veriler sağlar. Kişilik kavramı benzer davranışlara verilen tepkilerdeki bireysel farklılıkları ve farklı durumlarda oldukça tutarlı olan davranışları anlamamıza da yardımcı olur. Bir bakıma kişilik, birey ile çevresi arasında bir uyum oluşturur. Bireyin geçmiş deneyimlerine özel uyumunu ve şimdiki toplumsal ve fiziksel çevresini değerlendirmesini sağlar.
Kişiliklerin ilk olarak farklılık gösterdiği, kardiyolog meyer friedenman ve rosenman tarafından gözlemlenerek ortaya atıldı.

KARDİYOLOGLARA GÖRE İNSAN TİPLEMESİ İKİYE AYRILIR;

A TİPİ KİŞİLİK YAPISI
Aşırı rekabetçi, kendisini işine adamış ve zamana oldukça duyarlıdır. Agresif, sabırsız ve işe çok fazla yöneliktir. Pek çok güdüye sahiptir ve mümkün olduğu kadar çok kısa sürede ve mümkün olduğu kadar çok fazla başarılı olmak istemektedir. Zaman baskınından hoşlanır ve aceleci tavır takınarak kendini sürekli bir şeyler yapmak zorunda hisseder. Zamanını çok iyi yönettiği söylenemez. Tatilde bile hareketsizliği sevmez. Çabuk olmayan insanlara kızar ve oldukça yoğun çalışır ve mesai arkadaşlarından da aynı şeyi bekler. Kendini çoğu zaman başka insanlara göre daha enerjik hisseder. Beklemeye hiç tahammülü yoktur.

B TİPİ KİŞİLİK YAPISI
Az rekabetçi kendini işine yeterince veren, zamana karşı az duyarlı, yaşama karşı dengeli ve rahat bir yaklaşım sergilerler, kararlı ve belli bir hızla çalışırlar. Kendini her daim güven içinde hisseder. Standart bir başarı gösteriler.
Uysal çevresi ile uyumlu, boş zamanında hobilerine zaman ayırır. Katı kuralcılıktan kaçınır, esnektir. Çok sakin ve öfke kontrollüdür. Öfke kontrollü kin ve nefret duyguları yok gibidir. Tedirgin değildir ve tedirginlik yaratmazlar. Yaptıkları işlerden ve eğlenceden içten zevk alır.
Bu teorik iki tipleme ve davranışları farklılık gösterse de; insan doğumundan eğitimine, iş hayatına kadar ve sonrasında farklı gelişme ve görüşlere sahip olurlar;
İnsan hayatı bazen satranç oyununa, bazen tiyatro oyununa, bazen sihirbazlık oyununa, bazen de bilge kişilik davranışlarına bürünerek yaşamını idame ettirir.
İnsan bu formatlı yaşam öyküsünü yaşadığı toplumda kendine uygun yer edinebilmek için yapar.
Kişiler toplumda kendine uygun yerde mi yaşam alanı seçer, ya da toplum kişiye uygun gördüğü yerde mi yaşam alanı sunar.

DAVRANIŞ BİÇİMLERİNE GÖRE İNSAN TİPLEMELERİ;

O YAŞ BEBEKLER
Çocuk doğduğu andan itibaren ilk davranış hamlesi tektir ağlamak.
Bebek ağlayarak açlığını ve altı kirlendiğini bildirir. Bu davranış modeli (ağlamak) tek hamlelik bir davranış biçimidir.

BEBEK ÜÇ YAŞINA GELDİĞİNDE İKİ HAMLELİK DAVRANIŞ SERGİLER
Ağlamak ve gülücüklü iki hamlelik davranış biçimi
Ağlayarak, hem acıktığını, hem altının kirlendiğini, bazen de çok istediği bir şeyi (kucağa alınmak vb.) elde etmek için birinci hamlesini yapar.
Çocuk gülücükler atarak kendisinin sevilmesini ister kucağa alınmasını ister.
Çocuklar bir buçuk hamlelik davranışlarla iletişim kurarlar.

4 – 7 YAŞ ARASI ÇOCUKLAR İKİ HAMLELİK DAVRANIŞ BİÇİMİ SERGİLERLER;
Ağlayarak arzu ve isteklerini yerine getirtirler.
Güzel konuşarak arzu ve isteklerini yerine getirtirler.
Küserek tavır koyarak istek ve arzularını yerine getirtirler.
Olgun çocuk davranışları iki hamlelik davranışlar sergilerler.

7 – 11 YAŞ ERGEN YAŞ (İLKOKUL) ÇOCUKLAR İKİ BUÇUK HAMLELİK DAVRANIŞ BİÇİMİ SERGİLERLER.
Küserek istek ve arzularını yerine getirtirler.
Büyüklere övgüler ve güzel sözler söyleyerek istek ve arzularını yerine getirtirler.
Ağlayarak hakaretli sözlerle karşı tarafın isteklerine redaksiyon göstertirler.
Derslerde başarılı olarak uslu çocuk (söz dinleyen) olarak istek ve arzuları yerine getirtirler.
Ergen çocuklar iki buçuk hamlelik davranışlar sergileyerek aile ve toplum içinde yaşamını idame ettirmeye çalışır.
Ben bu davranışları yaparsam karşımdakilerde şu davranışları yaparlar bilinci gelişmiş olur.
Bu davranışına iki buçuk hamlelik davranış biçimi denir.

11 – 16 YAŞ ARASI YARI ERGEN GENÇ ÜÇ HAMLELİK DAVRANIŞLARI;
Küserek
Despot davranışlar (söz dinlemez)
Okulda başarı, başarısızlık
Aileye faydalı, faydasız hatta zararlı
Yarı ergen gençler karşı taraftan bir şeyler elde etme güdüleri daha çok ikinci plandadır. Birinci güdüleri daha çok kişilik üstünlüğü, özgüven hamleleri özgür birey olduğunu vurgulama mesajları içerir.
Hamlelerin karşıdan gelmesine göre hamle yapmaya yönelirler. Onlar şu davranışı, sözü söylerse ben de böyle davranır ve bu sözleri söylerim.
Bu davranışlarım bu sözlerim karşısında, karşımdakilerde bu davranış ve sözleri söylerler diye bir teorisi yoktur. Çünkü deneyim ve tecrübesi yoktur.

16 – 20 YAŞ GRUBU OLGUN GENÇLERDE ÜÇ BUÇUK HAMLELİK DAVRANIŞ BİÇİMLERİ;
Boykot
Baş kaldırı
Aileden uzaklaşma
Yeni çevre ve dostlar edinme
Ekonomik özgürlük
Olgun gençlik yıllarında yarı gençlik gibi ilk hamlelerinin karşıdan gelmesinin beklenmesi yanı sıra, bazen ilk hamle ile karşı tarafın hamlesini de belirleme girişimi mevcuttur.
Karşı taraf bana böyle davranır (davranış psikozu) ki bende ona bu şekilde davranayım. O da bana olumlu olarak böyle davranacaktır diye fikir yürüterek üç buçuk hamlelik davranış ve sözler söyler.
Ancak yeterince deneyim ve tecrübe sahibi olmadıklarından nasıl bir neticeyle karşılaşacağını ve ne kazanıp, ne kaybedeceği güdüsü zayıftır.

20 – 25 YAŞ ARALIĞI ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ DÖRT HEMLELİK DAVRANIŞ BİÇİMLERİ
Bu yaş deneyimlerin en sık yaşadığı, iyiliğin ve kötülüğün, iyi ve kötü oluşumların ayrıştığı deneyim beşiği dönemidir.
Realitisi yüksek bir deneyim döngüsüdür.
Arkadaş edinme
Başarının ödülü, başarısızlığın zararının görüldüğü dönem
Aileden uzak, onlarsız, özgürce davranışlar, sergilendiği, bol hata ve yanlışların yapıldığı döngü,
Ekonomik özgürlüğün kazanılacağı yıllar
Açık sözlülüğün, cesaretin, korkaklığın, çalışkanlığın, tembelliğin, kurnazlığın faydalı ve zararların en yoğun yaşandığı yıllar.
O bana bunu derse, böyle davranırsa ben de ona bunu söylerim, böyle davranırım, benim bu davranış ve sözlerime karşılık oda bana bunu söyler, böyle davranır.
Dört hamlelik davranış stratejisi geliştirme bilincine erişme dönemidir.
Üniversite gençliği dediğimiz bu davranış bilincine ulaşmamışsan sen hala 16 – 20 yaş da ki olgun genç, iki buçuk hamlelik davranış modelini gösteriyorsun, üniversiteli genç olmamışsın demektir.

25 – 30 YAŞ TOPLUMSAL (İŞ ALEMİ) ÜST DÜZEY GENÇLİK DÖRT BUÇUK HAMLELİK DAVRANIŞ BİÇİMLERİ
Bu yaşlara gelindiğinde çocukluk da aileden alınan sosyo-kültür, gençlik de, sokakta alınan sosyal-fiziksel kültür, eğitim yıllarında alınan davranış bilimleri sosyal kültürel bilincin oluşturduğu dört buçuk hamlelik davranışlar gösterebilen yeni bir birey ortaya çıkmıştır.
Üst düzey gençlik yıllarında deneyimlerin tortusu olan akılla (tecrübeyle) toplumda, iş yerinde aile düzeyinde yeni davranışlar ve hareketlerle diyaloglar kurmaya başlanır.
Hırsın yerine akıl
Sözün yerini icraat
Öfkenin yerini sabır
Dostuluk yerine arkadaşlık
Savurganlığın yerini tasarruf
Kavganın yerine tiyatro oyunu
Kurnazlığın yerini menfaat
Zamanı ve dostluğu tasarruflu iyi kullanmak
Başkalarının boşluğunu dolduran değil, doldurtan olabilmek.
İyiliğe karşı iyilik, kötülüğe karşı (kötülük yerine) tedbir
Kötü huy, kötü davranış, ahlaksızlık toplumlarda çok yaygın bir davranış olup hiç kimse tasvip etmezken herkes böyle (kötü huy kötü) davranır.
Herkes başkalarının ahlaklı ve iyi olmasını ister, kendisi ise müstesna.
Çünkü ahlaklı ve iyi insan olmayı enayilik olarak görürler. Sen ise ahlaklı ve iyi insan olmayı seçerek aranan adam olmalısın. Faydasını ailen ve gelecek neslin (çocuklar ve torunlar) görecektir.

30 YAŞI VE ÜZERİNDE BİR YAŞA GELİNDİĞİNDE, BEŞ HAMLELİK DAVRANIŞ
Ben bunu yaparsam,
Karşımdaki de bunları yapar.
Onların yaptıkları karşısında ben de bunları yaparım.
Benim yaptıklarımın karşısında da onlar bunları yapar dediğin sürece, beş hamlelik düşünce ve davranışları yönetecek düşünecek olgunluğa erişmişsin demektir.
BEŞ HAMLELİK DAVRANIŞLARI YÖNETENLERE TAM OLGUN ERDENM’Lİ İNSAN DENİR.
Beş hamleyi düşünüp faaliyete geçirmeyip, sadece düşünce olarak bırakma cesareti, sabrı gösterenlere ise BİLGE KİŞİ HALK DİLİNDE İSE EVLİYA DENİR.
Kötülükten uzak olana, kötülük de uzak olur.
Kötülük demek illa birine fiili kötülük yapmak demek değil, aynı zamanda kötü söz söylememek kötü söz söyleyeni de tasvip etmemek (katılmamak) demektir.
EĞER SEN BEŞ HAMLELİK DAVRANIŞLARI SERGİLEYEMİYORSAN TAM OLGUN İNSAN OLMAMIŞSIN DEMEKTİR.
ÜÇ HAMLELİK DAVRANIŞLAR SERGİLİYORSAN ÇOCUK KALMIŞSIN OLGUNLAŞAMAMIŞSIN DEMEKTİR.

DÖRT HAMLELİK DAVRANIŞ SERGİLİYEMİYENLERDE GÖRÜLEN DAVRANIŞ (Bozuklukları) BİÇİMLERİ
Sorun olan konu ve kişilere karşı sakin konuşma yerine yüksek sesle bağırarak konuşmalar,
Haklı olduğunu vurgulamak için, geçmişteki olumsuz konuşma ve problemleri takviye olarak kullanmalar.
Karşısındakine, başkalarının onunla ilgili olumsuz düşüncelerini aktarmalar.
İyi günlerde yaşanan güzel oluşumları yok sayıp, yaşanan küçük bir olayı orantısız büyüterek o ana taşımalar.
Arkadaşlarının eş ve sevgililerine yaptığı olumlu şeyleri topluca seçerek, bu davranışlardan kendisinin mahrum bırakıldığı,
Hatta kendisinin daha iyi, daha güzel, daha becerikli daha değerli olduğunu iddia ederek, layık görülmediğini aşırılıkla o ana taşımalar.
Tartışmalara acıtasyonlarla (ağlayarak çok daha büyük sıkıntılarını gündeme getirerek) başlaması,
Tartışma anında, kapıları hızlı vurarak kapatma, el altında bulunan biblo, tabak, bardak vb. eşyaları yere vurarak kırmalar,
Tartışma sonrası, tek taraflı olarak, karşındakini, sohbetten, yemekten, cinsellikten, eğlenceden mahrum bırakma eylemlerinde bulunmalar.
İlk davranışları her daim kendileri yaparlar. Karşı tarafın davranış hamlesine karşı bir hamle gerçekleştirirler. Ancak bu davranış öfke ve suskunluğa dönüşür.
Aslında karşı tarafın konuşmasına fırsat vermeden, ikinci hamleyi de kendileri yaparlar. Çünkü karşının konuşma ve hamle yapmasına tahammülleri yoktur.
Akıllı insanlar ilk hamleyi, ilk konuşmayı karşısındakinden bekleyecek kadar öfke kontrollü ve tahammüllü olgunluktadır.
Kişilerin zayıf (kötü) yanlarını öne çıkararak kırgınlıklar, küskünlükler, dışlama eğiliminin yüksekliği iyilik ve iyi yönlerini görmemezlikten gelme yok sayma eğilimi.
Karşındakinin ne söylediğini, nasıl davrandığını görmemezlikten gelircesine her daim kendi düşünce ve davranışları ortaya koyma eğilimi.
Kin ve nefret üzerine bina yapmayı severler.
DÖRT HAMLELİK DAVRANIŞ SERGİLEYEMEYEN (20 YAŞ ALTI İNSAN GİBİ DAVRANAN) 20 YAS ÜSTÜ İNSANLAR EVDE EŞLERİNE, İŞYERLERİNDE MESAİ ARKADAŞLARINA, AİLE İÇİNDE ANNE, BABA VE KARDEŞLERE KARŞI ÜÇ HAMLELİK DAVRANIŞ SERGİLERLER.

20 YAŞ ÜSTÜ İNSANLARIN ÜÇ HAMLELİK DAVRANIŞLARINA SEBEP OLAN FAKTÖRLER;
Aileden gelen sosyal-psikolojik epigenetik davranışlar,
Aile ve toplum tarafından aşırı korumacı davranışa maruz kalanlar.
Fiziksel olarak gelişmiş olmasına rağmen, zihinsel ve akılsal olarak kendini geliştiremeyenler.
Aile tarafından aşırı korumacı ve özgüven eksikliğine neden olan aile içi dramlar.
Aşağılık veya büyüklük kompleksi kendini çok değerli, çok değersiz görme (bipolar bozukluk) olanlar.
Üç hamlelik davranışı sergileyen 20 yaş altı ve 20 yaş üstü gelişmemiş kişilik bozukluğu olanlar.

Kategori:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>