Gazete Güney

AÇGÖZLÜLÜK!

Bir rivayete göre;
Av sezonu açılınca, gırgırın biri gece vakti radarında gördüğü balık sürüsünü çevirmek için ağını denize bırakır.
Bereketlidir..
Yüzlerce kasayı gemiye taşır.. Geminin ana gövdesinde yer kalmamıştır.
Barınağa denerken, radar ikinci bir balık sürüsü tespit eder..
O balığı da ağla kaldırmak için bir manevra daha yapar.
Bu kez avın büyüklüğü tekneye kaldırdığı balığın iki mislisi kadardır.
Onu ağa alır, bırakır.. Sonra bekler..
Alayım, yer bakayım, sürükleyim derken, kasalarca balık barınağa gelene kadar ölür.
Denize bırakılır.
Ertesi gün kıyıya bir sürü balık vurmuştur!
Yazık diyeceğim.. Ama kimsenin umurunda bile değil!
Çünkü bilinçsiz avcılık ruhumuzda var..
Sınır yok..
Kota yok..
Saat yok..
İnsaf yok..
Lamba yasak ama umursayan yok!
Dünyanın hiç bir yerinde, okyanuslarda bile böylesine sınırsız, kotasız vahşi avlanmaya izin verilmez.
O yüzden körfezin bereketi kalmadı..
Denizi babamızın malı gibi görüyoruz, kanun tanımıyoruz.
Birçoğumuz küçük balığı salalım, büyüsün demiyoruz.
Bakın tezgahlara, avucum büyüklüğünde Akya balığı satan var.
Oysa o balığın büyümesine izin versek, onlarca kiloyu buluyor.
Denizde lüfer kalmadı!
Umurumuzda mı?
Yatınız varsa daha şanslısınız..
Onlar o teknenin her tarafından ışık vuruyor. Kimse ses çıkarmıyor.
Balıkçı teknesi bunu yapsa cezası var!
Adam botla liman ayaklarının arasına giriyor. Kendisine verilen müsaadeyi aşıp, küçük/büyük istediği gibi balık topluyor, kimse oralı değil..
Denizin ırzına geçip, keyfini çıkarıyoruz(!)
Sonra tezgahlarda hep aynı balıkları görüyoruz.
Zaten birkaçı da kültür balığı..
Yunanistan’da tezgahlar bereketli, her çeşit balık var.
Asya ülkeleri deniz ürünlerinde lider..
Avrupa ülkelerinde, balık pazarlarındaki çeşitliliğe bakıp küçük dilinizi yutarsınız.
Burada, deniz kentinde irili ufaklı 10 çeşit balık ya var ya yok!
Kendimiz edip kendimiz buluyoruz.
İzlemeye devam..
Afiyet olsun!

Yılmaz AKPINAR

Exit mobile version