Gazete Güney

ŞEHRİN HAFIZASINI YIKMAYIN, ONARIN! – Yılmaz Akpınar Yazdı

Tarihi binalarının korunması, kentsel canlandırma çabalarının hayati bir bileşenidir.
Tarihi binalardan kastım, illa ki Milli Emlak veya Vakıf malı sayılan birkaç yüzyıllık binalar değil..
Zaten korunması, yeniden tadilatı konusunda yapılan her çalışma mutlu eder beni..
İskenderun’u İskenderun yapan eski binalar, mahalleler de var..
Demografik yapı ne yazık ki, artarak değişiyor..
Deprem de birçok yeri yerle yeksan etti. Elimizde depremlere rağmen dimdik ayakta duran eski müstakil binalar varsa, bırakın yıkmayı.. Destek verip, yenilenmesi için çaba harcamak gerek.
Kültürel turizmi genellikle tarihi binalara dayanır. Ama İskenderun’da biz tarihi hafızamızı yıllar önce yok ettik. Yüksek binalar, rant sevdası, değerlerimizi de satın aldı, bitirdi. Geçmişimizle olan güçlü, somut bağlantıları yitirdik..
Numune mahallesinde dedeme ait küçücük gecekondu ev halen duruyor, bilerek hep o yolu kullanırım, çocukluğumu, hatıralarımı canlandırırım..
Geçmişle temas kuruyorum.. Yokluğu da unutmuyorum!
Orayı da bozduk!
O yüzden istiyorum ki;
Eski mahalleleri -binaları ve peyzajı- canlandıralım, özümüze dönüp eski komşuluk ilişkilerimizi güçlendirelim..
İskenderun’da ne varsa eskilerde var..
Tıpkı Savaş Mahallesi PTT karşısındaki çıkmaz sokak üzerinde bulunan eski yapılar gibi.. Bugün yolum oraya düştü..
Yüksek Hedef Kurs Merkezi’nin sahibi Esra Hanım, ara sokağa saksılar dizmiş, eski bir binayı boyatmış, canlandırmış, bahçesini güzelleştirmiş, vesaire..
Bayıldım!
Etrafta hep eski müstakil evler..
Şehir merkezinde inadına güçlü kalıp, direnmiş..
Deprem vurmuş, yıkım kararı var!
Orada ninelerimiz kalıyor..
O kadar tatlı ve sevimliler ki, saatlerce sohbet ettik.
Misafirperver, içten, samimi, tatlı mı tatlı kadınlar!
Tıpkı Esra Hanım gibi, eski binalara hayat vermişler, güzelleştirmişler..
Misafir ettikleri evlerinde çocukluğuma gittim..
Mis gibi tarih kokuyordu..
Evlerin durumunu mahkeme yoluyla bilirkişiler tayin edecek..
Tek kelimeyle diyorum ki;
YIKILMASIN!
Bir binayı yıkmak yerine korumak, mirası canlı tutar.
Geçmişe dair sildiğimiz her iz, bize yıkım olarak döndü..
Bırakın bu mahalleye dokunmayı, devlet eliyle gereken her türlü desteği verip, daha güzel yapılara dönüşmeli..
Çünkü, bu miras o mahalleye veya topluluğa karakter veriyor..
Ben orada kökümü gördüm, geçmişimle gurur duydum..
Bu binaları korumak asıl vazifemiz olmalı..
DOKUNMAYALIM!
Her tarafı patlamış 12 katlı binalara az hasarlı verildiğini de;
UNUTMAYALIM!
Hangisi öncelikli?

Exit mobile version