Gazete Güney

SELANİK’İ YUNAN’A TESLİM EDEN HASAN TAHSİN PAŞA’YA BENZER!


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “İkinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım” sözünü defaatle dillendirince, Tayfur Sökmen’in yeğeni İYİ Parti’nin Hatay İl Başkanı Şefik Çirkin, “Mustafa Akıncı, zaten istese de Tayfur Sökmen olamaz. Ona benzeyemez. O benzese benzese, emrinde bir ordu bulunduğu halde, Selanik’i, tek kurşun atmadan Yunan’a teslim eden Hasan Tahsin Paşa’ya benzer. Osmanlı Paşası olan Hasan Tahsin, Selanik’i düşmana teslim ettikten sonra Yunan vatandaşı olmuş ve orada kalmıştır. Mezarı da hâlâ Yunan Kara Kuvvetleri Müzesi’ndedir. Akıncı da kendisine böyle bir gelecek planlıyor olabilir!” dedi.

‘AKINCI, ABD’DE YAŞADI’
Hatay’ı geçmişte TBMM’de de temsil eden İYİ Parti Hatay İl Başkanı Şefik Çirkin açıklamasında, “Akıncı kim ki ona tepki göstereceğiz. Tayfur Sökmen demek, yılmaz, yıkılmaz bir vatan sevgisi demektir. Atatürk’ün emriyle görevlendirilmiş, Hatay’ın düşman elinden kurtulması için 20 yıl mücadele etmiş, Hatay’ı önce bağımsız yapmış, sonra Cumhurbaşkanı iken, Hatay Milli Meclis’inin oy birliğiyle aldığı kararla, ‘Cumhurbaşkanı olmaktansa, anavatanda sade bir vatandaş olmayı tercih etmiş’, birçok menfaati elinin tersiyle itmiş, 1960’lara, Cumhurbaşkanlarına “doğal senatörlük” veren kanuna kadar da Türkiye’de “sade bir vatandaş” olarak yaşamış, dünyada eşine, emsaline az rastlanır bir vatan evladı demektir. Böyle bir şahsiyetle, anavatana sadakatsiz, anavatana düşman birini mi kıyaslayacağız yani” dedi.

‘BU İŞ SONDAJLA OLMAZ’
Başkan Çirkin’e göre, “Bu olayın asıl acı verici olan yanı, Akıncı’nın AKP iktidarının, dolayısıyla Türkiye’nin desteğiyle Cumhurbaşkanı olmuş olmasıdır. Akıncı, evet milletvekilliği yaptı, bakanlık yaptı ama sonra ABD’ye gitti. Yıllarca orada yaşadı. Kuzey Kıbrıs’a Cumhurbaşkanı olarak dönebildiyse, bu maalesef biraz da Türkiye’nin, Türkiye’yi yönetenlerin sayesinde oldu. Dolayısıyla, bugün, bu iş öyle yerel gösterilerle geçiştirilemez. Bunun “devlet adına” ağır bir cevabı olmalı. Tayfur Sökmen üzerinden milliyetçilik yapmak, böylece milliyetçilerin gazını almak hiçbir şey ifade etmiyor.

Büyük devletler gösteri yapmazlar, gereğini yaparlar. İktidar da milliyetçilik yapacaksa, bunu Kıbrıs’ta yapacak. 26 Nisan’da seçim var. Bu iş öyle gemiyle, sondajla olmaz. AKP’ye düşen, Cumhurbaşkanı olmasını sağladığı Akıncı’nın, bu defa kaybetmesi için gereğini yapmaktır. Henüz, bu yönde ciddi bir çıkışlarını da görmedik. Bunu yapmıyorlarsa, yerli ve milli politikadan söz bile edemezler.”

İYİ Parti Hatay İl Başkanı Şefik Çirkin şu tepkide bulundu; “AB, ‘Denktaş’ın itibarını zedelemek üzere’ Türkiye’den gazeteci, yazar, televizyon programcısı, sivil toplum kuruluşu satın alırken, 30 milyon euroluk ‘Yes be annem’ ve ‘Denktaş zihniyetindeki siyasileri sandığa gömme’ operasyonu tezgahlarken nerelerdeydiniz?

Talat’a destek verirken sorun yok… Kıbrıs Türklüğü’nün başına Akıncı gibi bir figürü musallat ederken sorun yok… İş, Kuzey Kıbrıs’ın egemenliğini savunacak/tesis edecek bir idareyi desteklemeye gelince “ama iç işleri” öyle mi? Yemezler… KKTC Cumhurbaşkanı, Türkiye karşıtlığını aşıp da düşmanlığa varan görüşlerini nerede paylaştı? The Guardian’da. The Guardian, nerede? İngiltere’de.

SORDULAR MI ACABA?
İngiltere ne/kim? Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sömürge devleti. Akıncı’nın ifadelerini, “Ama biliyorsunuz o bir solcu. Bir solcu olarak böyle düşünmesi doğru değil mi” filan gibi cümlelerle kılıfına uydurmaya çalışanlara soruyorum: Sözüm ona “solculuğunun” gereği/nişanesi olarak “Kıbrıs Türklüğününün ana vatanı”na kapıyı pencereyi kapatmaya çalışan bu “çok solcu” beyin, medeti “emperyalizmin ana vatanı”ndan umuyor olması da “solculuğunun” gereği mi? Misal, “Osmanlı’ya dayanan kökleri”ni de referans göstererek sık sık “çözüme yardım” çağrısında bulunduğu Boris Johnson “solcu” bir lider mi?

Ha bir de… Tahtakale’de, Kaymaklı’da, Ayvasıl’da, Muratağa’da, Sandallar’da, Rumlar, Türkleri kurşuna dizmeden, topluca katletmeden önce, üstlerine buldozerler sürümeden önce, evleri, okulları yaylım ateşine tutmadan önce bir kapıyı tıklatıp da sormuşlar mıdır acaba, “İçeride ‘solcu’ kimse var mı” Diye? Tecavüz ettikleri Türk kadınlarına, kızlarına -öyle ya belki de hiçbir dertleri yoktu Rumlarla- dünya görüşlerini sordular mı acaba kanlarına girmeden önce yoksa “Türklükleri” miydi o mezalime uğrama nedenleri sadece?”
HABER MERKEZİ

Exit mobile version