SUZAN ŞAHİN’LE EĞRİSİ DOĞRUSU..


CHP Hatay Milletvekili Suzan Şahin, bayram arefesinde İskenderun Gazeteciler Cemiyeti’nde bayramımızı kutladı.
15 Ağustos doğum günüydü..
Birlikte doğum günü pastası da kestik.
Sağlık ve huzur dolu bir ömür diliyorum.
İskenderun’u, Büyükşehir’i, battı çıktıyı, HADO’yu ve daha birçok konuyu konuştuk.
Doğruya doğru.. Yanlışa yanlış demeyi biliyor..
Battı çıktının eksiklikleri olduğunu söylüyor.
Projenin şekli itibariyle endişeleri var.
Trafik akışı hususunda bazı iyileştirmeler yapılması gerektiğini de düşünüyor.
Dörtyol’un narenciyenin başkenti olduğunu anlatıyor. Ancak, narenciyenin tüm katmanlarından faydalanabileceğimiz tesislerin bulunmayışından yakınıyor..
“Soğuk hava deposu neden yok?” diye soruyor..
Narenciye demek, yakıt demek..
Deodorant, kolonya demek..
Reçel demek..
Sabun demek..
Suzan Hanım haklı.. Narenciye’yi meyve halinde tüketmek dışında bişey yaptığımız yok.
Korkarım, bir gün narenciye de üretemez duruma geleceğiz!
Bir konu daha var;
Erzin’den, Kale’ye kadar sahilimiz var..
Soruyor;
Yüzlerce kilometre sahil bandında halkın ücretsiz kullanabildiği kaç tane ‘halk plajı’ var?
Bunu söylerken, CHP’li belediyeleri de eleştiriyor.
Arsuz’da Halk Plajı ücretli..
Özel işletmelerin ki paralı..
Oysa kanun der ki, sahilin ilk 50 metresi halkın kullanımına açıktır..
Ama uygulayan yok!
Onun dışında Karaağaç Plajı var, ücretli..
Arsuz yolu boyunca T’lerin olduğu alanlar var ki, insanlar orada yüzüyor..
Duşluk yok, su yok, gölgelik yok!
İskenderun’da Deniz Üs Komutanlığı lojmanlarının bulunduğu nizamiye alanı var ki, aslında plaj için müsait. Hemen ön cephesine iki taş iskele attınız mı, bir yılda doğal kumunu üretir.
Bir tesis ve altyapısını oluşturdunuz mu, işte size İskenderun Halk Plajı..
Yıllardır söylüyorum, kimse oralı olmadı.
Oysa bugün görüyoruz ki, herkes Arsuz’da ya da başka illerin tatil yörelerine akın ediyor..
Bugün Milletvekili Suzan Şahin’in konuyu gündeme getirmesi umutlandırdı beni..
Böyle uzun bir sahil şeridine sahip başka bir il/ilçe olsaydı, bugün her karesi halkın kullanımına açık tesislerle dolu olurdu muhakkak.
Suzan Hanım’ın güzel bir önerisi daha var;
HADO seferleri için planlanan İskenderun Atatürk Anıtı arkasındaki iskele için değişik bir fikir ortaya attı.
Bu konuda İskenderun Belediyesi ile Hatay Büyükşehir Belediyesi’nin iskelenin kullanım hakkı için aralarında yaşadıkları tartışmanın ‘ortak akılla’ çözüleceğine inanıyor.
Seyfi Başkan gibi, insanların o iskelede rahatça gezmesini doğru buluyor..
Ama HADO seferleri için oluşturulmak istenen gümrük sahası ve diğer tesisler için de, iki seçenek ortaya atıyor.
Birincisi; ya iskeledeki T olan kısmı her iki taraftan uzatalım..
İkincisi; ya da iskeleyi ucundan ta T olan kısmına kadar ortadan ikiye bölelim..
Bir yanına plastik perdeden bir koridor oluşturalım.
Oradan gümrük sahasına yolcular gitsin..
Diğer yanında insanlar iskeleyi baştan aşağı kullansın..
Fena bir fikir değil..
‘Yok’ deyip kesip atmaktansa böyle değişik önerilerle sonuca odaklanmamız gerektiğine inanıyorum.
Aklıma o vakit, AK Parti Hatay Milletvekili Abdulkadir Özel’in basınla bir araya geldiği toplantıda sarfettiği ’güçbirliğine’ odaklı sözleri geldi;
“CHP’de ablamız abilerimiz var. Hatay’ın menfaatine her projede birlikte hareket edebiliriz” şeklindeki yapıcı üslubu, birçok hizmete başlangıç yapabilir.
Suzan Hanım’ın “Hatay’daki güçbirliği Gaziantep gibi olmalı.
Bunun için önce İskenderun’dan başlamak gerek” şeklindeki sözlerini, işbirliği için işaret fişeği olarak görüyorum.
Bayramlar bize ‘paylaşmayı’ öğütlüyor, öyle değil mi?